p

Çok Başarılıyız Hüsamettin Albayım!

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar romanından aynı adla uyarlanan oyunda Erdem Şenocak üç saat boyunca sahnede harikalar yaratıyor. Oyun cılız edebiyat uyarlamalarını yeniden masaya yatırıyor.

Seyyar Sahne, Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanını tiyatro sahnelerine aktarıyor. Türk edebiyatının en önemli yazarı Oğuz Atay’ın dünyasından yola çıkan grup, Erdem Şenocak’ın tek kişilik olağanüstü gösterisi ile yeni sezona şimdiden damga vurmuş görünüyor. Roman uyarlamalarında bugüne dek sönük kalan Türk tiyatrosu, bu oyundan sonra konuyu yeniden masaya yatırıp düşünecektir muhakkak. Öncelikle “anlatıcı”dan sıyrılmış bir anlayış ve insan bedeninin bir romanın sayfaları olabileceği fikri Tehlikeli Oyunlar’ı Türk tiyatrosunda önemli bir yere şimdiden koydu. Tehlikeli Oyunlar Erdem Şenocak’ın olağanüstü çabası ve gayretiyle sahneye yansıyor. Tek başına erişilmez bir dünya olan Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar ile tiyatro sahnelerinde muhteşem şekilde hayat buluyor.

Romanda Hikmet Benol, eşi Sevgi’den ayrılarak üç katlı izbe bir gecekonduda yaşamaya başlar. Komşuları Naciye Hanım ve Emekli Albay Hüsamettin Tambay, Hikmet’in dünyasını oluşturuyor. Hikmet gürültülü komşularının arasında geçmişini sorgularken kendi geleceğine de yön vermeye çalışıyor. Paşa olamadan askeriyeden emekli edilen bir albayın saplantıları; askerdeki oğluna mektup yazabilmek için Hikmet’e muhtaç olan Naciye hanımı; yoksul dünyaların umutsuz çırpınışlarını aynı kare içinde görürüz. Orta sınıf bile olmayan insanların gerçek yaşantıları romanı güçlü kılan en önemli ayrıntı. Tehlikeli Oyunlar’da Emekli Albay Hüsamettin Tambay ile Hikmet Benol’un diyalogları resmî ideolojiye kıyasıya saldırırken, bir taraftan da ordu içindeki hiyerarşiyle eğleniyor. Seyyar Sahne, oyunu hazırlarken özellikle de bu ayrıntılara oldukça önem göstermiş gibi görünüyor. Örneğin tarih yazımı ve tarihsel anlatım, oyun boyunca en önemli alay konularından biri oluyor. Savaşların ne derece uydurma ve düzmece bir mantıkla kaleme alındığını oyunda da bütün detaylarıyla görebiliriz. Resmî ideoloji ve millî edebiyat da Atay’ın ironisinden nasibini alıyor. Hikmet Benol’un dünyasını iyi analiz etmeyi başaran grup, romandaki bütün karakterleri başarılı bir rejiyle sahneye taşıyor.

Erdem Şenocak, oyun boyunca sahnede yalnız. Ayrıca sahnede iki salıncak görüyoruz. Salıncaklar yeri geliyor bir deniz, yeri geliyor bir insan oluyor. Erdem Şenocak’ın bedeni romanın sayfaları gibi okunuyor. Ayak parmaklarından başına, koluna, ellerine hatta tırnaklarına varana dek vücudunun her karesini bambaşka kullanıyor Şenocak. Sahnede gerçekleşen bedensel eylemler bugüne dek izlenen bütün oyunları bir kenara itiyor. Sadece bir salıncakla koca bir romanı anlatmak hiç de kolay olmasa gerek. Erdem Şenocak, Türk tiyatrosunun uzun yıllar aradığı bir oyuncu. Üç saat süren oyunda yaptıklarına hayran olmamak elde değil.

Yeniden belirtmek de fayda var; Tehlikeli Oyunlar’la Oğuz Atay’ı tiyatro sahnelerine aktaran Seyyar Sahne, tiyatro tarihine damgasını vuruyor. Üç saat boyunca oyun hiç bitmesin ve devam etsin diye beklemek her zaman olacak bir durum değil. Tehlikeli Oyunlar’ı sekiz ay boyunca tahlil ederek bizlere sunan grubun başarısını ayakta alkışladım, alkışlamaya da devam edeceğim. Oğuz Atay’ın çözümlenmesi zor dünyasını görmek ve anlamak isteyenler, bu oyunu sakın kaçırmasın.